Evrim Kitaplığı: Önemli Kitaplar Listesi

Damla’nın evrim kitapları tavsiyesi isteğine pek fazla yanıt gelmedi. Hele benim bloğuma hiç yanıt gelmedi, okunmuyor muyum ne?

Bu cevapsızlığın birkaç nedeni var. Birincisi evrimsel biyolojiyle uğraşanlar bu konuda yazılmış popüler kitapları pek okumuyorlar, bu bütün meslekler için geçerli olsa gerek. Okusalar da hangi birini okuyacaklar, bir aşamadan sonra gerçekten baş edilmez bir hale geliyor. Örneğin bu yazı için saydım, Türkçeye yirmiye yakın Darwin biyografisi çevrilmiş. Elbette hepimiz öğrenciliğimizde bu tür kitaplar okuduk ama bizim okuduklarımızın çoğu tedavülden kalkmış gibi görünüyor. Bir diğer neden de evrimsel biyoloji konusunda hem genel okuyucuya hem de bu işin ilmini yapanlara hitap edebilecek kitaplarının pek azının Türkçeye çevirilmiş olması. Kendi nedenlerimi herkese genelledim, itiraz hakkınız saklı.

Katıldığım evrim etkinliklerinde dinleyicilerden sık sık ne okumalıyım, sorusu geliyor ve yukarıda saydığım nedenlerle bugüne kadar pek azına tatmin edici yanıt verebildim. Hepsinden bir kez daha özür diliyorum. Zaman zaman bu soruna kesin çözüm bulmak için Evrim Kitaplığı yapalım serzenişlerinde bulunduysam da bunları serzenişin ötesine taşımayı başaramadım. Bugüne kadar diye umuyorum.

Aşağıdaki kitapları seçerken temel biyoloji bilgisine sahip, evrime inanıyor muyum yoksa inanmıyor muyum sorunsalını aşmış genel okuyucuyu göz önünde bulundurdum. Yakın zamanda çıkmış tedarik edilebilecek kitaplardan seçmeye çalıştım. Bu listenin temel amacı okura olabildiğince geniş bir bakış açısı kazandıracak bir çeşitliliği sağlamak. Kitapların çoğunun yazarı, tanınmış evrimsel biyologlar böylece okumamış olduğum bir kısım kitabı listeye ekleme riskini daha kolay alabildim. Çevirilerin niteliği konusuna şimdilik girmiyorum. Bu kitapların her birini zaman içinde ayrı ayrı incelemeyi planlıyorum.

Evrimsel biyolojinin önemli isimlerinin Türkçeye çevrilmiş kitapları şöyle:


Biyoloji Budur – Ernst Mayr

Ernst Mayr geçtiğimiz yüzyılın en büyük evrimsel biyologlarından biriydi. Aynı zamanda biyoloji felsefecisi ve tarihçisiydi. Mayr, modern sentez dediğimiz Ortodoks Darwinciliğin de mimarlarından, aynı zamanda biyolojik tür tanımını yapan kişi. Kendisi için kullanılan yirminci yüzyılın Darwin’i benzetmesi bence de çok yerinde. Ancak Mayr’ın evrimsel biyolojinin pek çok tartışmasına taraf olduğu ve dışarıdan bakmadığını belirtmek gerekir. Yine de Stephen Jay Gould’un da dediği gibi Mayr bir kitap yazdığında görmezden gelmek olmaz. Mayr’ın onlarca kitabından Türkçeye çevrilmiş olan bir tek bu var, o yüzden mutlaka bulunmalı, okunmalı.

Künye
Biyoloji Budur – Canlı Dünyanın Bilimi

Özgün adı: This is Biology – The Science of the Living World, 1997
Yazar: Ernst Mayr
Çeviri: Afife İZBIRAK
Yayıncı: TÜBİTAK Yayınları-Popüler Bilim Kitapları, 2008
ISBN:9754034813

Üçlü Sarmal – Richard Lewontin

Yaşayan en önemli evrimsel biyologlardan olan Richard Lewontin, bilimsel tartışmaların ideolojik geri planını görme ve sergileme konusunda da son derece yetkin. Diyalektik biyolog Lewontin, Stephen Jay Gould’la birlikte ülkemizde haddinden fazla serpilmiş Dawkinsciliğe karşı birebir. Kitabın çevirisi Ergi Deniz Özsoy tarafından yapıldığından sorunsuz. Şevkle tavsiye ediyorum, okuyun.

Künye
Üçlü Sarmal – Gen, organizma ve çevre

Özgün adı: The Triple Helix-Gene, Organism, and Enviroment, 1998
Yazar: Richard Lewontin
Çeviri: Ergi Deniz Özsoy
Yayıncı: TÜBİTAK Yayınları – Popüler Bilim Kitapları, 2007
ISBN: 9754034103

Pandanın Başparmağı – Stephen Jay Gould

Öncelikle bu kitabın künyesinde olduğumu belirtmeliyim. Ancak Darwin ve Sonrası’nı seven bunu da sevecektir. Darwin ve Sonrası’nı bulamıyorsunuz da hiç üzülmeyin, bunu okuyun.

Bu kitaba dair  değerlendirmemi artık şuradan okuyabilirsiniz.

Künye
Pandanın Başparmağı – Doğa Tarihi Üzerine Düşünceler
Özgün adı:
Panda’s Thumb: More Reflections in Natural History, 1980
Yazar: Stephen Jay Gould
Çeviri: Ülkün Tansel
Yayıncı: Versus Kitap Yayınları, 2010
ISBN: 6055691257

Doğanın Gizli Bahçesi – Edward O. Wilson

Künye:
Doğanın Gizli Bahçesi
Özgün adı:
In Search of Nature, 1996
Yazar: Edward O. Wilson
Çeviri: Aslı Biçen
Yayıncı: TÜBİTAK Yayınları – Popüler Bilim Kitapları, 2008
ISBN: 9754032017

Biyoloji Felsefesi – Elliott Sober

Kitaba dair bir inceleme Evrim Çalışkanları’nda mevcut.

Künye:
Biyoloji Felsefesi

Özgün adı:
Philosophy of Biology, 1993
Yazar: Elliott Sober
Çeviri: Ayhan Sol, Can Yağız, Daria Sugorakova, Eda Keskin, Gökhan Akbay, Mehmet Elgin, Orhan Aslan, Şahabettin Yalçın, Zümrüt Alpınar
Yayıncı: İmge Kitabevi, 2009
ISBN: 9789755336275

Ortakyaşam Gezegeni Evrime Yeni Bir Bakış – Lynn Margulis

Lynn Margulis ve endosimbiyotik kuram yine bu konuyla ilgili benim bildiğim başka bir kitap Türkçeye çevrilmiş değil.

Künye
Ortakyaşam Gezegeni Evrime Yeni Bir Bakış

Özgün adı: Symbiotic Planet: A New Look At Evolution, 1999
Yazar: Lynn Margulis
Çeviri: Ela Uluhan
Yayıncı: Varlık Yayınları, 2001
ISBN: 9789754342229

İnsanın Kökeni – Richard Leakey

Künye
İnsanın Kökeni
Özgün adı:
?
Yazar: Richard Leakey
Çeviri: Sinem Gül
Yayıncı: Varlık Yayınları, 1998
ISBN: 9789754341931

Evrim Kuramı – John Maynard Smith

Künye
Evrim Kuramı
Özgün adı:
The Theory of Evolution, 1993
Yazar: John Maynard Smith
Çeviri: Hüsen Portakal
Yayıncı: Evrim Yayınevi, 2002
ISBN: 9755031111

Aşağıdakiler yeni yayınlanmış, iyi olduklarını tahmin ettiğim kitaplar okuyunca daha ayrıntılı bir değerlendirmesini yapacağım, şimdilik  bunlardan da haberiniz olsun diye listeye ekliyorum.

Yeryüzündeki En Büyük Gösteri – Richard Dawkins

Bir grup Evrim Çalışkanı’nın çevirdiği Richard Dawkins’in evrimin kanıtlarını sergilediği son kitabı.

Kitabın çevirmenlerinden biri olan Biyolokum’un kitapla ilgili düşünceleri şurada.

Künye
Yeryüzündeki En Büyük Gösteri

Özgün adı: The Greatest Show on Earth: The Evidence for Evolution, 2009
Yazar: Richard Dawkins
Çeviri: İstem Fer, Kahraman İpekdal, B. Duygu Özpolat, Uygar Polat
Yayıncı: Kuzey Yayınları, 2010
ISBN: 9789944315296

Darwin Sizi Seviyor – George Levine

Bu kitapla ilgili iki değerlendirme gözüme ilişti, biri Ahmet İnsel‘den diğeri Hasan Rua‘dan, bir okuyum ben de yazacağım bir değerlendirme…

Künye
Darwin Sizi Seviyor
Doğal Seçilim ve Dünyanın Yeniden Büyülenmesi
Özgün adı: Darwin Loves You – Naturel Selection and the Re-enchantment of the World, 2006
Yazar: George Levine
Çeviri: Erkal Ünal
Yayıncı: Metis Yayınları, 2009
ISBN: 9789753426930

Evrim Kuramı Üzerine Sorular – Charles Devillers, Henri Tintant

Bu kitap da okunacak-değerlendirilecekler listemin üst sıralarında, ilk intibia olarak umut vaadedici olduğunu söyleyebilirim ama bir okuyalım bakalım.

Künye
Evrim Kuramı Üzerine Sorular

Özgün adı: Questions sur la théorie de l’évolution
Yazar: Charles Devillers, Henri Tintant
Çeviri: İsmail Yerguz
Yayıncı: İletişim Yayınevi, 2009
ISBN: 9789750506727

Bu son iki kitabı değindikleri konuların ilginçliği ve bu konulardaki  tek kitap olmaları nedeniyle seçtim.

Yaşamın Kökenine Dair Yedi İpucu – A. G. Cairns-Smith

Aslında bu kitabın zamanı epey bir geçti. Yine Sarmal Yayınları’ndan çıkan yıllar önceki baskının dizgisi tam bir felaketi ancak bu onu defalarca okumama engel olmamıştı. Umarız yeni baskıda bu hatalar giderilmiştir. Dawkins’in Kör Saatçi’de bahsettiği kil moleküllerinden yaşamın kökeni tezinin yer aldığı kitap bu. Artık kimse Cairns-Smith’in iddia ettiği şekilde bir yaşamın kökeni tasavvur etmese de. Ülkemizde gereğinin çok çok üstünde prim verilen Millerci yaşamın kökeni tezlerine bir antidot olması açısından, daha iyisi çıkana kadar bu konuda benim bulabildiğim tek kitap bu. Not: Benim yıllar önce okuduğumun Feryal Halatçı çevirisi olduğunu eklemeliyim.

Künye
Yaşamın Kökenine Dair Yedi İpucu

Özgün adı: Seven Clues To The Origin Of Life, 1985
Yazar: A. G. Cairns-Smith
Çeviri: Kahraman Türel
Yayıncı: Sarmal Yayınevi, 2010
ISBN: 9786053710288z

Seks Neden Keyiflidir? -  Jared Diamond

Tüfek Mikrop ve Çelik’in yazarından insanda eşeysellik üzerine bir kitap.

Künye
Seks Neden Keyiflidir? – İnsanın Cinsel Evrimi
Özgün adı: Why Sex is Fun – The Evolution of Human Sexuality
Yazar: Jared Diamond
Çeviri: Sinem Gül
Yayıncı: Varlık Yayınları
ISBN: 978975434194X

Şimdilik bu kadar, doğrusu benim için oldukça uğraştırıcı bir post oldu . Elbette daha pek çok evrim kitabı var bunlar benim listelediklerim, içinde okumanızı tavsiye ettiklerim var, henüz okumadığım ama  şu da önemli birinin kitabı, bundan da haberiniz olsun dediklerim var. Kısaca bunca evrim kitabı arasında bu listenin işinizi kolaylaştıracağını umuyorum,  kendiniz gidin, bulun, inceleyin, kararınızı verin. Şüpheci Melek’in de bir kitap listesi var, onu da görün.

Doğa Kütüphanesinin Evrim Bölümü

Kuzey Kıbrıs Kuşları ve Doğayı Koruma Derneği (KuşKor); “Kıbrıs Doğa Kütüphanesi Projesi” adlı bir proje gerçekleştiriyormuş. Projenin amacı “Kıbrıs hakkında yapılmış tüm biyoloji ve doğayla ilgili makale kitap vs. yayınları bir araya toplamak ve bu kapsamda bir kütüphane kurmak.

KuşKor çalışanı ve aynı zamanda bir Evrim Çalışkanı olan Damla arkadaşımız, Kıbrıs Doğa Kütüphanesi’nin bir bölümünü de biyoloji ve doğayla ilgilenen herkesin ilgisini çekebilecek kitaplardan oluşturmak istiyor. Tabii “doğa” deyince, “biyoloji” deyince evrimsiz olmaz.

Damla, bize son zamanlarda gittikçe artan evrimi konulu kitaplardan hangilerinin bir “Doğa Kütüphanesi”nde bulunmasının faydalı olacağını sormuş.

Peki sizce; bir kütüphanede mutlaka bulunması gereken “evrim” konulu kitaplar nelerdir? Neden bu kitapları tavsiye ettiğinizi de belirtirseniz, çok seviniriz.

Elbette projenin yukarıda belirtilen genel kapsamı çerçevesinde tavsiye edeceğiniz; her hangi kitap, makale vs. varsa onları da tavsiye etmekten çekinmeyin.

Bilim ve Teknik Dergisine Serbest Erişim

Bugünkü yazımızda; vergilerimizle finanse edilen bir kamu kuruluşu olan TÜBİTAK’ın yayınladığı Bilim ve Teknik dergisinin neden hâlâ serbest erişime açık olmadığı sorusunu soracağız. Dahası Bilim ve Teknik dergisinin aslında bütünüyle internetin dışında olduğunu öğrenip şaşıracağız, garip ama gerçek.

Sahi neden her isteyen Bilim ve Teknik’in web sitesine girip kırk küsur yıllık arşivinden dilediğince faydalanamıyor? Hem de bu derginin amacı kâr etmek değil de bilimsel düşünceyi yaygınlaştırmakken. Elbette, yeni çıkan ve basılan sayıların masraflarını çıkarmaları gerekir, peki ya kırk yıllık arşivden de kâr edecek değiller ya. Zaten hem Raşit Gürdilek döneminde hem de “Darwin Sansürü”nün ardından bu arşivleri DVD’lere basıp dağıtmadılar mı? Raşit Gürdilek zamanında yapılan DVD kampanyasında dergi üç baskı yaparak 240.000 adet satmış, “Darwin Sansürü”nün ardındansa 500. sayı münasebetiyle DVD ekli sayı 100.000 adet basılmış. Bu 500. sayı ikinci baskı yaptı mı bilmiyorum. En iyi ihtimalle en azından 300.000 DVD ve sırf bu DVD yüzünden basılmış/alınmış o kadar dergi, korkunç bir kaynak israfı.

Doğrusu bu yüzer binlik DVD’li baskılar büyük bir sevinç dalgası yaratmış ve büyük bir hizmet olarak görülmüştü. Elbette hepiniz gibi ben de gittim aldım o DVD’li sayıyı, hem de bir DVD okuyucum bile yokken: Bulunsun, ne olur ne olmaz. Yıllar önce edindiğim bu DVD’yi ilk kez bu yazıyı yazmaya başladığımda inceledim. Hem de kopyasını aslı ne oldu kim bilir. Ve ara yüzü hiç mi hiç kullanıcı dostu bulmadım. En iyisi, içinden pdf dosyalarını ayırıp sabit diske atayım, en azından Google Desktop’la filan aratırız. Sormadan edemeyeceğim sizin DVD’niz nerede hatırlıyor musunuz, kaç kere kullanabildiniz? Nereye koyduğunuzu unuttuysanız ya da çizilip kullanılmaz hale geldiyse (ne olsa DVD) üzülmenize gerek yok, Rapidshare’de paylaşanları gördüm, oradan indirebilirsiniz.

TÜBİTAK, hâlâ her sene “kırk küsur + o yılın sayıları arşivi dağıtmayı düşünür mü bilemiyorum ama piyasanın doyması nedeniyle artık fazla ilgi görmeyeceğini varsayabiliriz, değil mi? Yine de bu hizmeti gerçekleştireceğiz derlerse bari en azından sadece o senenin sayılarının DVD’si verilebilir, hatta CD’ye bile sığar, biz ekleriz onları arşivimize. Gerçi CD’mi kaldı? USB bellekte verirlerse ben bile alırım ama…

Abartıyor muyum sizce? Hiç sanmıyorum. Bildiğiniz gibi Bilim ve Teknik’in online abonelik hizmeti var, yani kırk küsur yıllık tüm arşive online erişimek mümkün, tabii eğer aboneyseniz. Değilseniz DVD’den bakacaksınız artık. Peki bütün o yüz binlik baskıları ve DVD’leri satmak yerine, arşivi son yıl hariç herkesin serbest erişimine açsaydılar, daha iyi bir hizmet olmaz mıydı ve daha ucuza gelmez miydi? O yılın sayıları için de abonelik şartı getirir, dergiyi gene satardınız.

Yine de ve bir kamu kurumuna yakışmasa da hem sansasyonel hem de kâr getirici bir strateji izlemeyi tercih ederek -hem de iki kere- bu yolun izlendiğini kabul edelim. Artık bir üçüncünün-beşincinin etkisi o kadar fazla olmayacağına göre içinde bulunduğunuz yılın sayıları hariç dergi arşivini serbest erişime açmanın önünde bir engel göremiyorum, ben. Peki ya siz?

Bilim ve Teknik arşivine internet erişimi konusunda en şaşırtıcı gerçeği en sona sakladım. Hazır mısınız?

Bilim ve Teknik’in kırk yıllık arşivi googlebotlarına kapalı! Yani Google ya da bir başka arama motoruna girip, örneğin son günlerin en sansasyonel bilim kişisi “Craig Venter” hakkında bir arama yaptığınızda benim bu konuda taa 2004 yılında yazdığım yazıyı göremeyeceksiniz. Deneyin, lütfen çekinmeyin. Göremeyeceksiniz değil varlığından bile haberdar olmayacaksınız. Çünkü değil tam metin ve özet, yazının başlığını bile bulamayacaksınız. Bu durum, bütün arşivin her bir yazısı için de geçerli! Kısacası Bilim ve Teknik arşivi kuramsal olarak internette var ama pratikte,  bırakın ona ulaşmayı, varlığından haberdar olmanızın herhangi bir yolu yok!.. Arşivde arama yapmayı da mutlaka deneyin, çekinmeyin.

Bilim ve Teknik’in “serbest erişim de neymiş, parayı veren düdüğü çalar” zihniyetli, dar görüşlü, vizyonsuz, paragözlerce yönetilen bir şirketin elinde olduğunu varsayalım. Böylesi bir yönetimin, nasıl bir internet stratejisi izlemesini beklersiniz?

Zaten abonelerin internet erişimine açık olan arşivin googlebotlarca aramasına izin verilir ama serbest erişime izin verilmez, belki ilk paragraf tadımlık olarak sunulabilir. Türkçe internetin sığlığı içinde her bilimsel içerikli aramada arşivinizden sonuçlar muhtemelen ilk sayfada çıkardı, bilgiye aç okuyucular, web sitesi önünde kasap önündeki kedilere dönerlerdi, yazık. Abone sayısının ve derginin etkisinin kaça katlanabileceğini düşünebiliyor musunuz?

Neyse ki Bilim ve Teknik dar görüşlü, vizyonsuz, paragöz bir şirketin elinde değil! Kendimi bir an çok liberal, çok Özal-vari hissettim, neyse… Reklam-tanıtım amaçlı azıcık ucundan koklatma bile yok, sakladık bulamazsınız var. Bilim ve Teknik tam anlamıyla internetin dışında! Peki ama neden?

Birinci DVD vakası zamanlarında epeydir merak ettiğim bu konuyu o zamanlar derginin internet işleriyle ilgilenen arkadaşlardan birine sorma fırsatı yakaladım. Aldığım cevap şuydu: “Bilgi İşlem Dairesi bir takım güvenlik gerekçeleriyle sıcak bakmıyor/istemiyor”. Enteresan. “Peki arşiv kurumsal sunucuların dışında ve güvenlik riski olmayacak başka bir sunucuya taşınsa?” diye sordum safça. O da olmazmış, niye bilmiyorum. Bundan benim çıkardığım sonuç şuydu: Bilgi fakiri ve sığ Türkçe internet için harika bir kaynak, tümüyle bürokratik nedenlerle, Toplum ve Bilim Dairesinin bile değil, tamamen ilgisiz “Sunucular Daire Başkanlığı”nın taş koyması nedeniyle erişimimize kapalı. Evet artık bu noktadan sonra tüm geçen yıllar boyunca arama sonuçlarınızda çıkmayan Bilim ve Teknik yazıları için yas tutabilirsiniz. Hani şu en başta hep Harun Yahya’nın çıktığı sonuçları diyorum.

Şimdi size bir soru: Aramalarda Bilim ve Teknik’ten sonuç çıkmamasının eksikliğini hiç hissetmediniz değil mi? Bir gariplik var burada demediniz hiç, neden? Birinci yanıt, Galaktik Cumhuriyet’in kibirli kütüphanecisinin yanıtına oldukça yakın: “Google arama sonuçlarında olmayan şey zaten yoktur!” Google’ın önümüze getirdiği arama sonuçlarını fazlaca sorgulamaz, elimizdekiyle yetinmeyi biliriz.

İkinciyse ki bunu daha önce de söylemiş olmalıyım;. Bilim ve Teknik’in kültürel yaşantımıza bir etkisi yoktur. Dergide çıkan bir yazı gündemimize nadiren girer, bu yüzden de eksikliğini hissetmeyiz. Bir kenara attıktan sonra bir daha hatırlamayacağımız DVD’ler dağıtmadığı ya da sansürlenmediği sürece aklımıza bile gelmez.

Bilim ve Teknik bir an önce sansasyonel haberlerin nesnesi değil adına yakışır yazılarıyla hatırlanmak isteyen bir dergi olmalıdır. Ülkemizde toplumla bilim arasında köprü kurabilecek, bilimsel tartışma gündemini belirleyebilecek bir derginin, TÜBİTAK yönetimi tarafından bir yük, bir baş ağrısı kaynağı olarak görülmesi ne acı…

TÜBİTAK’tan Bilim ve Teknik arşivini önce arama motorlarına sonra da Türkçe interneti zenginleştirmek üzere serbest erişime açmasını istesek, hatta kibarca rica edip lütfen desek bizi ciddiye alır mı? Ne dersiniz?

Dipnot: Bir kısmınız “serbest erişim” yerine “açık erişim” demeyi tercih edebilir, o da olur.

Yapay yaşam üzerine eski bir yazım

Craig Venter’in yapay yaşam çalışmaları üzerine, o ve ekibi henüz yolun başındayken bir yazı yazmıştım. Bilim ve Teknik’in Nisan 2004 sayısının kapak konusu olan bu yazıyı sizlerle paylaşayım dedim. Üzerinden epey zaman geçmiş olsa da yine de fikir vermesi açısından faydalı olabilir.

Aklınıza takılan kısımları ve eleştirilerinizi yorumlar kısmına ekleyebilirsiniz. Konuyla ilgili gelecekteki yazılar için bana yol gösterici olur. Önümüzdeki bir-iki hafta içinde Venter ve ekibinin güncel sonuçları hakkında birşeyler karalamam mümkün görünmüyor, daha sonraki bir tarih için umutluyum ama yine de söz veremiyorum.

Not: Lütfen, yazının üstünde bir taraftan moleküllerin girip diğer tarafından insanların çıktığı fabrika çizimini dikkate almayın, yanlış anlamalara yol açabilecek bu çizimin yazıya eklenmesinde herhangi bir dahlim yoktur.

İyi okumalar

Yapay Yasam – Gulsacan – 2004

Darwin Gününüz kutlu olsun…

Bugün Charles Darwin’in doğum günü… Küçük Bobby bundan 201 yıl önce bugün 12 Şubat 1809’da İngiltere’de hayata gözlerini açtı. Ne hayat ama! Charles Darwin’in doğum günü dünyada 1990’ların başından bu yana, her yıl düzenli olarak Darwin Günü olarak kutlanıyor. Türkiye’de de, bildiğim kadarıyla, ilk Darwin Günü etkinliklerini, 2006 yılında Evrim Çalışma Grubu‘yla düzenlemiştik. Doğumunun 200. yılı nedeniyle 2009′un Darwin Yılı ilan edilmesiyle, geçen yıl pek çok etkinlik gerçekleştirildi. Türkiye’deki Darwin Yılı etkinliklerinin benim tahmin ettiğimden çok daha fazla ve yaygın olduğunu da belirtmeliyim. Hem Türkiye’nin pek çok farklı yerinde birçok etkinlik yapıldı, hem de Darwin ve evrim kuramıyla ilgili çok sayıda yeni yayın çıktı. Bu etkinliklerin bir bölümüne Evrim Çalışkanları‘nın bloğundan göz atabilirsiniz. Özetle, Darwin Yılı’nın evrim kuramının tanınması, anlaşılması ve evrimsel biyolojiyle ilgilenen genç yaşambilimciler açısından çok faydalı olduğunu söyleyebiliriz.

Elbette bunun devamını getirmek gerekiyor. Darwin Yılı’nın kutlanmasında ve öncesinde Türkiye’de evrim ve bilim içerikli çalışmalara en büyük katkıyı yapan kuruluşlardan biri olan ÜKD, Evrim Sürüyor Çalışma Grubu’yla kendi çalışmalarının süreceğinin işaretini verdi. Grubun gelecekteki etkinliklerini görmek için sitelerine mutlaka göz atın.

2009 yılıyla yakalanan ivmenin korunması için benim de bir önerim olacak, aslında bundan üç dört yıl önce yaptığım bir öneriyi tekrarlayacağım. O zamanlar Darwin Yılı gelecekti, şimdi geçti ve önümüzdeki bir elli yıl daha olmayacak. Ancak her yılda en az bir Darwin Günü var. O da bugündü ve o da geçti. Hatta elimi çabuk tutmazsam bu yazı da bir sonraki güne kalacak.

Darwin Günü, Darwin’in adında evrimi ve bilimi hatırlamak için bir vesile, DarwinDay.Org sitesinin etkinlikler listesine bakarsanız, pek az kişinin bugüne sadık kaldığını görebilirsiniz. Biz de daha önce yaptığımız etkinliklerin hiçbirini 12 Şubat’a denk getirememiştik. Bunun temel sorumlusu şubat ayının yarıyıl tatiline denk gelmesi, 12 Şubat’ın Sevgililer Günü’ne çok yakın olmasının da bir etkisi vardır belki, kim bilir? Darwin Günü etkinlikleri için uygun bir diğer gün de 24 Kasım, Türlerin Kökeni’nin yayınlanış tarihi, bir diğer olası ancak nadiren seçilen tarihse 1858 yılında Darwin ve Wallace’ın bildirilerinin birlikte okunduğu 1 Temmuz tarihi ki Türkiye için neredeyse imkansız bir tarih.

Türkiye’de Darwin Günü için, bence, olası ve oldukça da anlamlı bir başka gün daha var: TÜBİTAK’ın Darwin’i sansürlediği gün… Mart ayının ilk on gününden biri ancak hangisi tam bilemiyorum. Bu olayı her yıl hatırlamayı seçip, bunu Türkiye’nin özel Darwin Günü olarak belirleyebilir miyiz sizce? Hem Mart ayı etkinlikler için oldukça uygun bir zaman dilimi.

Bütün bu tarihler bir yana ki aslında o kadar da önemli değil, bence Türkiye’de Darwin Günü’nün yapılmadığı üniversite, biyoloji bölümü bırakmamak çok daha önemli bir hedef. Başta üniversitelerin fen fakülteleri, bilim ve biyoloji kulüpleri olmak üzere,  bu konuda duyarlı herkese büyük bir sorumluluk düşüyor. Son birkaç yıl içinde Darwin Günü düzenleyen pek çok üniversite, öğrenci kulübü, dernek ve sendika oldu. Bu kuruluşların kendi deneyimlerini yardım isteyen herkese severek aktaracağından şüphem yok.

Bundan sadece dört yıl önceki “Darwin Günü düzenleyelim mi, nasıl düzenleyelim, yapılabilir mi?” temalı toplantılarımızı hatırlıyorum da üzerinden on yıllar geçmiş gibi. Ancak henüz bu tartışmaların yapılmadığı, yapılmasının akla gelmediği üniversitelerimiz var. 12 Eylül’ün gölgesinde kristalize olup, o ya da bu şekilde korku içinde donakalmış üniversitelerimiz. Bütün o atalet içinde hareket ve değişim imkansızmış ve ancak felaketle sonuçlanırmış gibi geliyor.

Her neyse bunlar üzerine daha çok konuşur, tartışırız. Sözün özü Türkiye’de evrim kuramının tartışılmadığı ya da en azından şimdilik tartışılmasının tartışılmadığı yaşam bilimleriyle ilgili akademik bir birim kalmaması için çaba sarf etmeliyiz. Darwin Yılı bunun için iyi bir başlangıç oldu, devamı gelmeli.

Bu küçük Darwin Günü hediyesi de NSF’den sizin için gelsin. Evolution of Evolution