Category Archives: Bianet

TÜBİTAK Adnan Oktar’ın Aradığı Ara Formu Bulmuş

kilcik

Bilim ve Teknik Dergisi’nin Mart sayısının sansürlenmesiyle başlayan süreci hepimiz yakından izledik. Haziran ayında Bilim ve Teknik evrim kuramıyla ilgili bir dosya hazırlayıp bunu kapak yapınca genel bir memnuniyet havası oluştu. Ancak bu sayının genel ve ayrıntılı bir değerlendirmesi bildiğim kadarıyla henüz yapılmadı. Biraz gecikmiş olsam da bu vakte kadar yapılmadığından bu ayrıntılı incelemeyi yapma sorumluluğundan kaçınamadım.

Devamı için BiaMag

İncelemenin İkinci bölümü için tıklayın

Açık Radyo’da Darwin Yılı ve Türkiye üzerine konuştuk

Geçtiğimiz çarşamba (8 Temmuz) Açık Radyo‘da İlksen Mavituna’nın hazırlayıp sunduğu Yaşamın Tüm Çeşitliliği programında Bianet Bağımsız İletişim Ağı için hazırladığım “Hassas” Bir Konu: Darwin yazı dizisi üzerine konuştuk. İzlemek isteyenlerce için Yaşamın Tüm Çeşitliliği programı her Çarşamba akşamı 19:30′da yayınlanıyor.

Programın tamamını buradan dinleyebilirsiniz.

Ses kaydı için Açık Radyo’ya, bunu bloğa nasıl koyacağım şimdi “know how”ı için Hakan, Onur ve Arpat’a teşekkürler.

Soay Koyunları ve İklim Değişimi

Dr. Arpat Özgül’ünScience’ta yayınlanan araştırma sonuçları büyük ilgi topladı. Dr. Özgül ve çalışma arkadaşları bu çalışmayla ilk kez ekolojik ve evrimsel süreçlerin karmaşık etkilerinin bileşenlerine ayrıştırılarak incelendiğini bildiriyorlar.

İskoçya açıklarındaki St. Kilda takımadalarından biri olan Hirta Adası’nda yaşayan yabanileşmiş bir evcil koyun soyu olan Soay koyununun boyutlarının son 24 yılda yüzde beş oranın da küçüldüğü önceden yapılan araştırmalarla fark edilmiş ancak nedenleri anlaşılamamıştı.

blackwhite

Bu koyunlarda büyük boya sahip olmanin evrimsel açıdan avantajlı oldugu gosterilmis. Daha büyük bireylerin hayatta kalma ve çoğalma ihtimali daha fazladır, beden büyüklüğü de kalıtsal bir özellik olduğundan koyunların boyutların nesilden nesile artması beklenir. Peki Hirta Adası’nın Soay koyunları neden büyümek yerine küçülüyorlardı? Özgül’ün çalışması Soay koyunlarının boyutlarındaki küçülmenin nedeninin küresel iklim değişimi olduğunu gösteriyor.

Küresel ısınma sonucu eskiye göre daha ılıman geçmeye başlayan kış ayları hayat şartlarını kolaylaştırmış. Besin değeri yüksek otlar daha uzun süre toprakta kalırken, bir çok koyunun ölümüne sebep olan aşırı kış soğukları da azalmış. Kış aylarının daha sert geçtiği geçmiş yıllarda yeni doğan bir kuzunun hayatının ilk kışını atlatabilmesi için özellikle doğumdan sonraki 4-5 ay içinde hızlı bir şekilde büyümesi gerekiyormuş.

Kuzuların büyümesini yavaşlatan bir başka unsur da adadaki koyun sayısının artarak taşıma kapasitesine ulaşmış olması. Hayatta kalma koşullarının iyileşmesiyle artan birey sayısı adada koyun başına düşen ot miktarının azalmasına, kuzuların daha yavaş büyümesine yol açmış.

Bu iki unsur, yani küçük koyunların yaşam şansının artması ve ot kıtlığı nedeniyle kuzuların yavaş gelişmesi, koyun boyutundaki küçülmenin çevresel nedenlerini oluşturuyor. Hayatta kalma olasılıkları artan yavaş büyüyen kuzular ileriki yıllarda küçük erişikinlere dönüşüyorlar. Araştırma ekibi bir yavru kuzunun ağırlığını belirleyen önemli etkenlerden birinin de anne koyunun yaşı olduğunu bulmuş. Genç anneler henüz erişkin boya ulaşamadıklarından ortalamadan daha ufak kuzular doğuruyor.

küpe

Bu sonuçlara ulaşmanın kolay olmadığını söyleyen Dr. Arpat Özgül, Soay koyunlarının üzerlerinde uzun-süreli ekolojik araştırma yapılan ender memelilerden olduğunu belirtiyor. Bu son çalışma da Hirta adasında yaşayan yüzlerce bireyden 24 yıl boyunca toplanan veriler kullanılmış. Adada ki her koyun yılda en az bir kez yakalanıp, boyu ve kilosu ölçülmüş, gen örnekleri alınmış. Bu demografik veriler sayesine her bireyin hayatındaki önemli kilometre taşları (doğum tarihi, ilk kez kaç yaşında yavruladığı, her yıl kaç kuzu yavruladığı, hangi yıl öldüğü) belgelenmiş. Gözlemlenen değişimi, evrimsel ve ekolojik bileşenlerine ayırmak için detaylı bir matematiksel analiz yöntemi geliştirilmiş.

Arpat Özgül ve çalışma arkadaşlarının bu araştırması bir kaç yıllık zaman dilimi içinde evrimsel ve ekolojik süreçlerin nasıl iç içe geçtiğini açık bir şekilde sergiliyor. İnsan veya doğal kaynaklı çevresel değişimin yaban hayatı popülasyonlarını kısa bir süre içinde ve ne derecede etkileyebileceğine dair ilginç bir örnek sunuyor.

Dr. Arpat Özgül’ün de üyesi olduğu Evrim Çalışkanları bloğundan, çalışmanın Science dergisi tarafından yayımlanan Türkçe basın duyurusunun tam metnine ulaşabiliriz. Evrim Çalışkanları Arpat Özgül’le yaptıkları bir söyleşinin de yakında bloglarında yer alacağını duyuruyorlar.

Biyografi: Dr. Arpat Özgül, akademik kariyerine Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü’nde başlar; ancak, kısa sürede Jeolog anne-babasının izine geri döner. Yüksek Lisans çalışmasını Boğaziçi Üniversitesi Çevre Bilimleri Enstitüsü’nde Kuzeybatı Türkiye yarasalarının ekolojisi üzerine yaptıktan sonra, doktora çalışmasını Florida Üniversitesi’nde popülasyon ekolojisi üzerine yapar. Şu anda araştırma görevlisi olarak çalıştığı Imperial College London’da ise evrimsel demografi üzerine çalışıyor. Özgül’ün çalıştığı türler arasında Soay koyunu, kızıl geyik, yersincabı, marmot, mirket ve uyuzböceği var.

Bianet’te İklim Değişikliği ve Küçülen Koyunların Sırrı” başlığıyla yayınlamıştır.

Biyoloji Öğretim Üyeleri Adnan Oktar ve Yaratılışçılığı Değerlendiriyor

Türkiye medyasının evrim kuramıyla ilişkili haberlerinde en çok atıfta bulunduğu isimlerden biri olan Adnan Oktar, muhafazakar basının evrim kuramı deyince görüşüne başvurduğu ilk isim. AKP iktidarıyla birlikte etkinliği büyük ölçüde artan Oktar, kitap ve sergileriyle pek çok okul ve üniversiteye girmeyi başardı.

Türkiye ve yurtdışında pek çok üniversiteye bedelsiz gönderdiği Yaratılış Atlası’yla adı yaygınlaşan Oktar’ın kitaplarının bazı Avrupa ülkelerinde okullara girmesi yasak. Avrupa Komisyonu Parlamenterler Meclisi’nin hazırladığı “Eğitimde Yaradılışçılığın Tehlikeleri” adlı raporda Oktar’ın faaliyetlerine geniş yer verildi. Richard Dawkins’in web sitesindeki Yaratılış Atlası eleştirisine yapılan yorumların kendisine yönelik hakaret içerdiği ileri süren Oktar, Dawkins’in sitesine Türkiye’den erişimi engelletti.

Öğretim üyelerinin Adnan Oktar ve Yaratılış Atlası konusundaki düşüncelerinin az çok benzerlik gösterdiği söylenebilir. Tümü Yaratılış Atlası’nı bir şekilde görmüş ve fazla ciddiye almamış. Oktar hakkında en çok merak edilense, böylesi pahalı kitapları bastırıp dağıtacak kaynaklara nasıl ulaştığı.

Şöyle sorduk: Adnan Oktar, Yaratılış Atlası adlı bir kitap bastırıp Türkiye ve dünyada pek çok üniversiteye gönderdi. Bu, dünyada büyük yankı yaptı. Sizin üniversitenize Yaratılış Atlası geldi mi? Bu konudaki düşünceleriniz nelerdir?

Devamı için BİANET

Akademisyenler Biyoloji Müfredatı ve Yaratılışçılığı Değerlendiriyor

Bu yıl, Charles Darwin’in 200. yaşgünü tüm dünyada Evrim Kuramı etrafında örülmüş etkinliklerle kutlanıyor. Murat Gülsaçan, 20 üniversitenin biyoloji bölümü öğretim üyeleriyle konuştu. Yazı dizisinin ilki “Akademi İçin Darwin Hassas Bir Konu” başlıklıydı. İkinci yazıda Bilim Teknik’in Darwin kapağına sansür tartışması üzerine görüşler . Yazı dizisinin üçüncü bölümünü aktarıyoruz.

Biyoloji eğitim müfredatı 1970′lerden itibaren Türkiye’de siyasi gerilim konusu oldu. 12 Eylül askeri darbesinin ardından, Özal hükümeti Milli Eğitim Bakanı Vehbi Dinçerler’in çabaları ve ABD’li yaratılışçılarla işbirliğiyle 1985 yılında yaratılış görüşü, evrim kuramının alternatifi olarak biyoloji müfredatına girdi.

O zamandan bu yana Türkiye, biyoloji müfredatında yaratılışçılık bulunduran tek laik ülkedir. 2005 yılında Üniversite Konseyleri Derneği’nin öncülüğünde 700 akademisyenin imzasıyla ders kitaplarından yaratılışçı görüşlerin çıkarılması için bir kampanya başlatıldı, dönemin Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik ise uygulamayı savunarak “Müfredatı bilim adamlarına hazırlattık. Karşıt görüşlerin yan yana olması, karşıt görüşlerin aynı bölümde verilmesi en doğru bilimsel yaklaşım” dedi.

Öğretim üyelerine müfredatla ilgili şu soruyu sorduk:

Biyoloji müfredatında yaratılış görüşü gibi dini görüşlerin de evrim kuramıyla birlikte ona alternatifmiş gibi anlatılmasını; hükümetinde “bilim insanlarına sorarak yaptık” diyerek bunu savunmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Devamı için Bianet